24 Ekim 2013 Perşembe

Gün mü aydın?

Kız uyandı. Bugün de kendine verdiği sözü tutamamıştı. Zaten hiç tutamazdı o sözleri. Bu hayatta en çok  kendini dinlemezdi belki de. 
Kızdı biraz kendine sabah mahmurluğu ile,
Sonra hatırladı, aslında uyuyamamıştı ki.
Belki sabah 5'e doğru uykuya dalmış, 7'de tekrar uyanmıştı. Sadece yataktan çıkmamıştı, o ayrı. Çıksaydım iyiydi, diye düşündü sonra. Ancak çok geçti.
Kafası bugün sabah da beş yüz kiloydu, ayılmak yaklaşık bir saatini aldı.
Çayını koydu ilk iş olarak, bekledi, demlenmesini.
Kafasında dönüp duran o cümleyi düşündü sabahın öğle olmasını beklerken.
'Umut işkenceyi uzatır.'
Kafasında, belki kısa uykusunda, uyandığında dönüp duran tek cümleydi.
Milyonlarca kez tekrar etmişti kendini cümle, 
Arada 'off' diyerek rahatlamaya çalışıyordu kız, işe yaramıyordu.
Temiz hava iyi gelmiyordu,
Çay belki iyi gelebilirdi, ama 'belki',
Bugün o bile kar etmeyebilirdi kafasında dönüp duran o şeylere.
Bravo! dedi sonra kız kendine, 'hakikaten koccaman bir bravo sana!'

Başlamıştı artık. Bir süre devam edecekti, belki de hep olacaktı bu sefer?
Bilmiyordu kız.
İçindeki rahatsızlık duygusundan zevk almaya bakacaktı, hatta alıyordu şimdiden.
Duyduğu rahatsızlık kısmı umut etmenin işkence kısımı, zevk ve hoşluk duygusu da umut etmenin ta kendisiydi. Dengeliyorlardı sanırım kendilerini.

İşkencem uzasın, diye düşündü kız. Acımazdı kendine.
Ya da uzamasın istiyordu bu sefer de, hem de çok istiyordu. 
Bir kerelik zor olmasın, diyordu. 
Bu seferlik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder